Kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun :)



Eski uzakdoğu bloggerı. Yedeklediğim eski yazılarım.
Kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun :)




Bütün oyuncular video elemeleri yoluyla seçilmiş. Dizinin müzikleri ise henüz belli değil. Her türlü öneriye, besteye vs. açık olduklarını söylüyor prodüktörler. Oyuncular ünlü değil ama profesyoneller vurgusu da gözlerden kaçmıyor :)
Joseph Almani /Liam Montgomery (Tsukasa Domyouji / Goo Jun Pyo / Dao Ming Si)
Çocuk hoş ama bana göre yine de bir Goo Jun Pyo etmez. Bakalım oyunculuğu nasıl.

Trenton Culkin (karakterin adı yazmıyor) Rui Hanazawa / Lee Ji Hoo / Hua Ze Lei

6 packs önemlidir :) bir bakalım dedim ama ı-ııhhh :(















Yıllarca Kore dizilerini, filmlerini izledik. Bir gün olur da yakından görür müyüz? Diye merak ettik. Konserlerine, filmlerine gitmeyi düşledik. Bilmeyenlere dert anlattık. 'Ayy bunlar Çinli, yok Japonlar' gibi küçümseyen cümlelere, hor gören bakışlara maruz kaldık. Önce biz öğrendik Kore-Çin-Japon sanatçılar arasındaki farkı. Sevimliden öte, yakışıklı-güzel insanların olduğunu gördük. Fan grupları seslerini duyurmak için olağanüstü şeyler yaptı. Önce varlığımızdan haberdar oldular. Düş kapısı Jajejong'un Türkiye'ye gelmesi ile aralandı. Şimdi de sonuna kadar açıldı.
7 Eylül akşamı Ülker Fenerbahçe Sports Arenada Korenin en ünlü grupları sahne alacak. (bu arada biletlere baktım hala satış var son 24 saat belki şansınız yaver gider.) Artık kavuşmamıza sadece 1 gün var :) Onca yıl uzaktan dizilerini, filmlerini izleyip, müziklerini dinleyip, bugünün geleceği günü bekledik. Kore dışındaki Asyalı hayranlara biraz gıpta, çokça kıskançlıkla baktık. Keşke biz de görebilseydik, canlı dinleyebilseydik diye iç geçirdik. Gerçi ben ciddi bir Kpop fanı sayılamam ama buraya kadar gelmişler, gitmemek olmazdı. :)
MusicBank İstanbul öncelikle Kpop sevenlerin sonrasında Koreseverlerin 'Bizde varız, buradayız' demelerinin bir sonucu. Buradayız, bekliyoruz. Haydi o zaman Music Bank yolcusu kalmasın. Gidemeyenler de üzülmesin. Bu daha başlangıç. Artık yolu biliyorlar. Yine gelirler:)
KONUSU: Yirmi beş yaşındaki Kate Kontent 1937 yılının son gecesini oda arkadaşıyla beraber Greenwich Village’daki ikinci sınıf bir caz kulübünde geçirmektedir ve ikisi, ceplerindeki toplam üç doları mümkün olduğunca idareli kullanmak zorundadırlar. Masmavi gözlere ve etkileyici bir gülüşe sahip yakışıklı bankacı Tinker Grey kulübe gelir ve yanlarındaki masaya oturur. Bu tesadüfi tanışma ve şaşırtıcı sonuçları, Katey’yi Wall Street firmasının sekreter odasından New York sosyetesinin üst basamaklarına ve Condé Nast’ın yönetici ofislerine; kıvrak zekâsı ve kendine özgü soğukkanlılığından başka dayanak bulamayacağı seçkin ortamlara taşıyan bir yıllık yolculuğun başlangıcı olur.

''Önce çabucak bir şey söyleyeyim size: İster öfke veya kıskançlıkla, ister utanç veya kızgınlıkla tetiklenmiş olsunlar, duyguların coştuğu bu anlarda ağzınızdan çıkacak söz size kendinizi daha iyi hissettirirse, muhtemelen söylenmemesi gereken bir şeydir. Hayatta keşfettiğim en önemli sözlerden biridir bu. Artık benim işime yaramadığına göre sizde kalabilir.''